Üniversite çağındaki çocuğumuza fazla mı yardım ediyoruz?
- sulesln
- 13 May 2024
- 2 dakikada okunur

Bir ebeveyn olarak çocuğumuzun mücadelesini izlemek zordur. Yaşı ne olursa olsun çocuğumuzun acı çekmesini istemeyiz. Yardım etmek isteriz ama bazen yardım etmenin zararlı olabileceği zamanlar vardır.
Yollarındaki engelleri kaldırmak kısa vadede hayatlarını kolaylaştırabilir, ancak üniversite çağına ve genç erişkinlik çağına yaklaştıkça, onları daha büyük sorunlarla baş başa bırakabilir.
Öyleyse, ergen yaştaki çocuğumuzun hayatın engellerini aşmayı öğrenmesine nasıl yardımcı olabiliriz? İşte bazı ipuçları;
· Odağınızı değiştirin. Çocuklarınızın "zorluklardan kaçınmasına" yardımcı olmak yerine "zorlukların üstesinden gelmelerine" yardımcı olun. Bunu yapmak için, zor koşulları çocuğunuz için "öğretilebilir anlar" olarak düşünmeye çalışın.
· Hızlı düzeltmelerden kaçının. Hepimiz çocuklarımızın stresinin bizim de stresimiz haline geldiği durumlar yaşadık. Oğlunuzun beden dersinde bir takım için sonuncu seçildiğini veya diğer kızların kızınızın kıyafeti için alay ettiğini duymak zor. Bazen daha kolay bir yol izleyerek zorluklarla başa çıkmak cazip gelebilir. Mesela çocuğu o 'berbat' okuldan çıkarmak veya modaya uygun kıyafeti satın almak gibi. Ama sadece o anı kurtaracak bu hızlı düzeltmelerden kaçınmalıyız.
· Çocuğunuza başarısız olma özgürlüğü verin. Bu, yapılması en zor şey olabilir; çocuklarımızın başarısız olduğunu görmek istemiyoruz. Ancak çocuklarımıza verebileceğimiz en büyük hediye, düşmesine izin vermek, tozlarını silkeleyip tekrar ayağa kalkmasına fırsat tanımaktır. Bu asla bir yardım eli uzatmayacağımız anlamına gelmez. Bu, hazırlıklı olmaları için nasıl bir yol bulacaklarını ve nasıl uyum sağlayacaklarını öğrenmelerine izin vermemiz gerektiği anlamına gelir. Hayat boyu onlara bazı eğri toplar isabet edecektir ve biz her zaman orada olmayacağız.
· Bağımsızlığı teşvik edin. Çocuğumuza örneğin kötü bir not aldığında gidip öğretmeni ile konuşması için koçluk yapmak onun yerine bizim gidip öğretmeni ile konuşmamızdan daha iyidir. Üniversiteye gidecek çocuklarınızı kendi randevularını almaya ve kendi programlarını hatırlamaya teşvik edin. Uyuyup randevularını kaçırabilirler ancak bu bir öğrenme fırsatıdır. Gerçek hayatta, iş yerinde önemli bir toplantıyı kaçırırsak, genellikle sonuçları olduğunu biliyoruz. Bunu bir öğrenci olarak öğrenmek, bir yetişkin olarak hayatı nasıl yöneteceğini ve zorluklarla nasıl başa çıkacağını öğrenmekten daha iyidir.
· Üniversite seçme kararını birlikte verin. Üniversite seçimi söz konusu olduğunda çocuğunuz için en önemli olan nedir? Evet, çocuğunuz dedim. Siz değil. Bir üniversitenin diğerine tercih edilmesinde pek çok faktör vardır, sadece okulun "üstün akademik itibara" sahip olması yeterli değildir. Seçimi yönlendiren temel unsurlar: maliyet, mesafe, konum ve büyüklüktür. Çocuğunuz ne istiyor? Sizin istediğinizden farklı mı? Sohbet edin ve onu dinleyin. Başlangıçta çocuğunuzun tercihlerini öğrenmek, herkesin rahat hissedeceği bir karara varmanıza yardımcı olacaktır.
Sınavlarla ilgili bir dipnot:
Toplumumuzda ve birçok toplumda sayısal veriler, sınav puanları maalesef öne çıkmakta. Standartlaştırılmış test puanları çocuğumuzun üniversite düzeyindeki okul çalışmalarının göstergesi olarak öne çıksa da, bunlar çocuğumuzun zekasını, yeteneğini veya değerini tanımlamazlar.
Çocuğunuz test sonuçlarından utanıyorsa, bunun motivasyonunu aşağıya doğru çekmesine izin vermemelisiniz. 'Hayatta başarı' konusu incelendiğinde, standartlaştırılmış test puanlarının, öğrenci üniversiteden mezun olduktan sonra hiçbir şeyle ilişkili olmadığı ortaya konmuş. Kişinin üniversitedeki ders notları ne olursa olsun başarıyı garanti eden karakter özellikleri esneklik, iyimserlik, istek ve heyecan olarak gözlemlenmiş.



Yorumlar